27 Haziran 2010 Pazar

ÖZEL USULSÜZLÜKLER VE CEZALARI


ÖZEL USULSÜZLÜKLER VE CEZALARI


1. GİRİŞ :

Bilindiği üzere özel usulsüzlük cezası ya yoklama memurlarının tuttukları tutanağa istinaden yada vergi inceleme elemanlarının düzenledikleri raporlara istinaden kesilmektedir . Bu bakımdan mükelleflerin en son özel usulsüzlük cezalarının neler olduğunu bilmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyiz


2. Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması

4008 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişen madde) 1. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişen bent) Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların herbirine, her bir belge için (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 10.000.000 liradan (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 149 -YTL) aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 5.000.000.000 lirayı (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 68.000 -YTL) geçemez.

2. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişen bent) Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 10.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 149 -YTL) özel uzulsüzlük cezası kesilir.

Ancak, her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı her bir tespit için (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktarlar) 500.000.000 lirayı (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 6.800 -YTL) bir takvim yılı içinde ise 5.000.000.000 lirayı (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 68.000 -YTL) aşamaz.

3. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişen bent) 232 nci maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almadıklarının tespit edilmesi halinde, bunlara bu maddenin 2 numaralı bendinde belirtilen cezanın beşte biri kadar özel usulsüzlük cezası kesilir. şu kadar ki, bu cezanın kesilebilmesi için, belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi incelenmesine yetkili olanlar tarafından yapılması şarttır. (5615 sayılı Kanunun 20 inci maddesiyle eklenen cümle Yürürlük; 04.04.2007) Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, söz konusu tespiti vergi incelemesine yetkili olmayanlara da yaptırmaya yetkilidir. Bu hükmün uygulanmasında belge alınmadığına ilişkin tespit tutanağının belge almayana verilen örneği, ceza ihbarnamesi yerine geçer.

4. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişen bent) Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hâsılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 10.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 149 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir.

5. (5228 Sayılı Kanunun 60/1-b maddesiule yürürlükten kaldırılan bent. Yürürlük; 31.07.2004)(*)

6. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişen bent) Bu Kanuna göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve malî tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 250.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 3.200 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir.

7. (4108 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle eklenen bent) Bu Kanunun 8 inci maddesinin son fıkrası uyarınca getirilen mecburiyete uymaksızın işlem yapanlara her bir işlem için (4369 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle belirlenen miktar) 10.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 170 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir

8. (4369 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen bent) Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine 75.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 500 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir.

9. (4369 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen bent) 4358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri Maliye Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlarla (yazı, manyetik ortam, disket, mikro film, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirmeyenler hakkında 75.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir. Ceza kesilenler, ödedikleri ceza için fiilleri ile ceza kesilmesine neden olan kişilere rücu edebilirler.

10. (4369 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen bent) Bu Kanunun 127 nci maddesinin (d) bendi uyarınca Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durdurmayan aracın sahibi adına 75.000.000 lira (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 500 -YTL) özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bu maddede yazılı usulsüzlükler sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiği takdirde bu ziyaın gerektirdiği vergi cezaları ayrıca kesilir ve bu cezalar hakkında 336 ncı madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

3 . Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için ceza
(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL) 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL) 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 320 -YTL) Özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**) (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz. (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.


MADDE86 Zirai kazançlar il ve merkez komisyonları kamu idare ve müesseseleri ile Devlet ekonomi kurumlarından ve görevlerinin gerektirdiği sair gerçek ve tüzel kişilerden her türlü bilgileri istiyebilirler. Gerekli gördükleri hallerde bilirkişilere inceleme de yaptırabilirler.
Bilgi istemede 148'inci maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.
Komisyonlarca bu hükümlere göre istenilen bilgileri vermiyenler ve bilirkişiliği kabul ettikleri halde gerekli incelemeleri yapmıyanlar hakkında (4444 sayılı Kanunun 13/C-1 maddesiyle değiştirilen ibare Yürürlük; 14.8.1999) mükerrer 355'inci madde hükmü uygulanır.


MADDE 148 Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların istiyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.
Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur. Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.
Memleket dışı imtiyazlarından faydalanan yabancı Devlet memurları bilgi verme mecburiyetine tabi olamazlar

MADDE149 (3239 sayılı Kanunun 14'üncü maddesiyle değişen madde) Kamu idare ve müesseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dahil) ile gerçek ve tüzelkişiler vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye ve Gümrük Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermeye mecburdurlar.

MADDE 150 Aşağıda yazılı resmi makamlarla gerçek ve tüzelkişiler, her ay muttali oldukları ölüm vak'aları ile intikalleri ertesi ayın 15'inci günü akşamına kadar vergi dairesine yazı ile bildirmeye mecburdurlar.

1. Sulh yargıçları, icra, nüfus ve tapu memurları;

2. Yabancı memleketlerdeki Türk konsolosları veya konsolosluk görevini yapanlar (Memur oldukları yerde ölen Türk tebaasının soyadı, adı ve sıfatları ile Türkiye'deki ikametgahlarını Maliye Bakanlığına bildirirler);

3. Mahalle ve köy muhtarları (Kendi mahalle veya köylerinde ölenleri bildirirler);

4. Banka, bankerler ve şirketler ile emanet kabul eden gerçek ve tüzelkişiler (Mevduat, şirket hissesi, emanet para ve eşya veya sair suretle alacak sahiplerinden birinin ölümü halinde, ölenin soyadını, adını, alacağının nev'ini ve miktarını bildirirler).


MADDE 256 (4369 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen madde) Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.(*)



MADDE 257 (2365 sayılı Kanunun 44'üncü maddesiyle değişen fıkra) Vergi inceleme ve kontrolları ile gayrimenkullerin rayiç bedelinin tespiti sırasında mükellefler aşağıda yazılı ödevleri yerine getirmeye mecburdurlar:

1. İncelemeye yetkili memura müessesenin durumuna göre, çalışma yeri göstermek ve resmi çalışma saatlerinde memurun müessesede çalışmasını sağlamak;

2. İnceleme ile ilgili her türlü izahatı vermek (Bu mecburiyet hem iş sahibine, hem de işletmede çalışan memurlara şamildir);

3. İncelemeye yetkili memurun, lüzumunda iş yerinin her tarafını gezip görmesini sağlamak;

4.Bina ve arazinin rayiç bedelinin tespitinde değeri tespit edilecek bina ve araziyi, Emlak Vergisi Kanununun 31'inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca yetkili kılınan memurlara gösterip gezdirmek, bu gibi gayrimenkullerin genel ahvaline, kullanış tarzına ve kirada ise kiranın miktarına müteallik her türlü bilgileri vermek (Bu fıkrada yazılı mecburiyetler kiracılara da şamildir);

5. (2365 sayılı Kanunun 44'üncü maddesiyle eklenen bent) İşletmede 134'üncü madde gereğince envanter yapılması halinde araç, gereç ve personeliyle bu işlemlerin intacına gerekli yardım ve kolaylığı göstermek

MÜKERRER MADDE 257 (4369 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle değişen madde) Maliye Bakanlığı;

1. Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya,

2. Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini (4962 sayılı Kanunun 17/A-c maddesiyle değişen ibare Yürürlük; 07.08.2003)banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince(3) düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye,

3. Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye,

4. (5228 sayılı Kanunun 8'inci maddesiyle değiştirilen bent)Bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya,(4) (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen ibare)kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usûl ve esasları belirlemeye,

5. Vergi kanunlarının uygulanmasıyla ilgili olarak levha kullandırma ve asma zorunluluğu getirmeye ve kaldırmaya,

6. (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen bent Yürürlük; 21.07.2005) Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya, bu cihaz ve sistemler vasıtasıyla bandrol, pul, barkod, halogram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına ilişkin zorunluluk getirmeye, uygulamaya ait usûl ve esasları belirlemeye,
yetkilidir.(1)

Bu Kanuna göre düzenlenecek belgelerle bunlara ek olarak düzenlenecek belgelerin, üçüncü şahıslara basım ve dağıtım işlerinin yaptırılması ile ilgili şekil, şart, usul ve esaslar ve bunlara uyulmaması halinde uygulanacak cezaî şartlar Maliye Bakanlığınca hazırlanacak ve Resmî Gazete'de yayınlanacak yönetmelikle belirlenir.

(5228 sayılı Kanunun 8'inci maddesiyle eklenen fıkra)Birinci fıkranın (4) numaralı bendi uyarınca Maliye Bakanlığının beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermesi veya zorunluluk getirmesi halinde, (mükellef veya vergi sorumlusu ile gönderme işini yapacak kişiler arasında özel sözleşme düzenlenmek kaydıyla) elektronik ortamda gönderilen beyanname ve bildirimler, mükellef veya vergi sorumlusu tarafından verilmiş addolunur.

(4008 sayılı Kanunun 7'nci maddesiyle eklenen fıkra) Maliye Bakanlığı, birinci fıkrada yazılı belge tasdik işlemini; noterlere, kanunla kurulmuş meslekî kuruluşlara veya uygun göreceği diğer mercilere yaptırmaya, ticarî kazançları (4369 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle değiştirilen ibare) basit usulde(2) tespit edilen gelir vergisi mükelleflerine özel bir defter tutturmaya ve bu konulara ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005)Kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir. Bu ileti tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçer.

ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ

5022 SAYILI YENİ KURUMLAR VERGİSİ KANUNUMUZDA YER ALAN TAM VE DAR MÜKELLEFİYET



5022 Sayılı Yeni Kurumlar Vergisi Kanunumuzda Yer Alan Tam ve Dar mükellefiyet

Gelişen olaylar çerçevesinde Vergi Kanunlarımızın yeniden yazılması gerekmektedir Bakanlığımızca yapılan çalışma sonuçu Kurumlar Vergisi Kanunumuz yeniden yazılmıştır . Yazımızda yeni kurumlar vergisi kanunumuzda yer alan tam ve dar mükellefiyet açıklanmaya çalışılacaktır .


(1) Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Sayılan kurumları şu şekilde sıralayabiliriz .

(1) Aşağıda sayılan kurumların kazançları, kurumlar vergisine tâbidir:

a) Sermaye şirketleri.

b) Kooperatifler.

c) İktisadî kamu kuruluşları.

ç) Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler.

d) İş ortaklıkları.

(2) Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur.

Ancak 5022 sayılı yeni kurumlar vergisi kanunumuzun 33 maddesinde açıklamasını bulan yurt dışında elde edilen vergiye tabi gelirlerin yurt dışında vergilendirilmesi durumunda aşağıda belirttiğimiz şartlar dahilinde yurt içinde ödenecek vergiye mahsub edilmektedir .

(1) Yabancı ülkelerde elde edilerek Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, Türkiye'de bu kazançlar üzerinden tarh olunan kurumlar vergisinden indirilebilir.

(2) Kanunun 7 nci maddesinin uygulandığı hallerde, yurt dışındaki iştirakin ödemiş olduğu gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergiler, kontrol edilen yabancı şirketin Türkiye'de vergilendirilecek kazancı üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilebilir.

(3) Tam mükellef kurumların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesi veya oy hakkının % 25'ine sahip olduğu yurt dışı iştiraklerinden elde ettikleri kâr payları üzerinden Türkiye'de ödenecek kurumlar vergisinden, iştiraklerin bulunduğu ülkelerdeki kâr payı dağıtımına kaynak oluşturan kazançlar üzerinden ödenen gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergilerin kâr payı tutarına isabet eden kısmı mahsup edilebilir. Kazanca ilave edilen kâr payı, bu kazançlar üzerinden yurt dışında ödenen gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergiler dahil edilmek suretiyle dikkate alınır.

(4) Yurt dışı kazançlar üzerinden Türkiye'de tarh olunacak vergilere mahsup edilebilecek tutar, hiç bir surette yurt dışında elde edilen kazançlara Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamaz. Bu sınır dahilinde, ilgili bulunduğu kazancın Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirildiği hesap döneminde tamamen veya kısmen indirilemeyen vergiler, bu dönemi izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar indirim konusu yapılabilir.

(5) Geçici vergilendirme dönemi içinde yurt dışından elde edilen gelirlerin bulunması halinde, bu gelirler üzerinden elde edildiği ülkelerde kesinti veya diğer şekillerde ödenen vergiler, o dönem için hesaplanan geçici vergi tutarından da mahsup edilebilir. İndirilecek tutar, yurt dışında elde edilen kazançlara Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen geçici vergi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamaz.

(6) Yabancı ülkelerde vergi ödendiği, yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa mahallinde Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgelerle tevsik olunmadıkça, yabancı ülkede ödenen vergiler Türkiye'de tarh olunan vergiden indirilemez.

(7) Kurumlar vergisinden indirim konusu yapılan vergilerin yabancı ülkelerde ödendiğini gösterir belgelerin, tarhiyat sırasında mükellef tarafından ibraz edilememesi halinde, yabancı ülkede ödenen veya ödenecek olan vergi, Kanunun 32 nci maddesindeki kurumlar vergisi oranını aşmamak şartıyla o ülkede geçerli olan oran üzerinden hesaplanır ve tarhiyatın bu suretle hesaplanan tutara isabet eden kısmı ertelenir. İbraz edilmesi gereken belgeler, tarh tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ilgili vergi dairesine ibraz edildiği takdirde, bu belgelerde yazılı kesin tutara göre tarhiyat düzeltilir.

(8) Mücbir sebepler olmaksızın belgelerin bu süre zarfında ibraz edilmemesi veya bu belgelerin ibrazından sonra ertelenen vergi tutarından daha düşük bir mahsup hakkı olduğunun anlaşılması halinde, ertelenen vergiler için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı hesaplanır.

(9) Bu madde hükmünün uygulanmasında, yabancı para ile ödenen vergilere, bunların ilgili bulunduğu kazançların genel sonuç hesaplarına intikali esnasındaki kur uygulanır.

(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar, sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.

(3) Dar mükellefiyette kurum kazancı, aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşur:

a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye'de iş yeri olan veya daimî temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlar (Bu şartları taşısalar bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları malları Türkiye'de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar, Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz..
Böylelikle dar mükellefiyete tabi mükelleflerin yaptıkları ihracat teşvik edilmiş olmaktadır Türkiye'de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye'de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye'de yapılmasıdır.).

b) Türkiye'de bulunan ziraî işletmeden elde edilen kazançlar.

c) Türkiye'de elde edilen serbest meslek kazançları.

ç) Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye'de kiralanmasından elde edilen iratlar.

d) Türkiye'de elde edilen menkul sermaye iratları.

e) Türkiye'de elde edilen diğer kazanç ve iratlar.

(4) Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.

(6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.
ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ

YENİ KURUMLAR VERGİSİ KANUNUMUZDA YER ALAN KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM KAZANCI

YENİ KURUMLAR VERGİSİ KANUNUMUZDA YER ALAN KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM KAZANCI


1. GİRİŞ :

Yurt dışında kontrol edilen yabancı kurumun kazancı belirli şartlar dâhilinde Türkiye de Kurumlar Vergisine tabidir.

Yazımızda bu şartların neler olduğuna yer verilmiştir.

2. KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM KAZCININ KONUSU VE ŞARTLARI :


Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kar payının veya oy kullanma hakların en az yüzde 50 sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye de kurumlar vergisine tabidir.

A – İştirakin toplam gayrisafi hâsılatının yüzde 25 veya fazlasının faaliyet ile orantılı sermaye, organizasyon ve eleman istihdamı suretiyle yürütülen ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kar payı, kira lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması

B – Yurt dışındaki iştirakin ticari bilanço karı üzerinden yüzde 10 dan az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması

C – Yurt dışında kurulu iştirakin ilgili yıldaki toplam gayrisafi hâsılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı geçmesi

3. TOPLAM VERGİ YÜKÜNÜN TESPİTİ :

Birinci fıkrada yer alan toplam vergi yükü, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının ( b ) bendindeki tanıma göre tespit edilir.

4. KONTROL ORANININ TESPİTİ :

Kontrol oranı olarak, ilgili hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınır.

5. KARIN DAĞITIMI :

Birinci fıkradaki şartların gerçekleşmesi durumunda yurt dışında kurulu iştirakin elde etmiş olduğu kar, yurt dışı iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren hesap dönemi itibariyle tam mükellef kurumların, kurumlar vergisi matrahına hisseleri oranında dahil edilir.

6. KURUMLAR VERGİSİNE TUTULMA ŞARTI :

Bu maddeye göre Türkiye de vergilenmiş kazancın yurt dışındaki kurum tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kar paylarının vergilenmemiş kısmı kurumlar vergisine tabi tutulur.

Adnan UYAR
VERGİ DENETMENİ

ADRES:
KONYA VERGİ DENETMENLERİ BÜROSU BAŞKANLIĞI KAT 4, 408 NUMARALI ODA SELÇUKLU KONYA

İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ


İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ


1. GİRİŞ :

Bilindiği üzere teşvik belgeliyatırım indirimi uygulamasına kanun koyucu teşvik belgesizyatırım indirimi düzenlemesi ile son vermiş idi . Ancak kanun koyucu bu sefer , bu düzenleme ile hem kurumlar vergisi mükellefleri hemde gelir vergisi mükellefleri için yeniden teşvik belgeli yatırım indirimi müessesesini getirmiş durumdadır yine kusursuz bi düzenleme .

Yeni düzenleme diyoki teşvik belgeli yatırımın faaliyete geçtiği yılda başlamak üzere , herilde Devletçe karşılanacak tutara ulaşıncaya kadar ; yüzde yirmibeş , şayet yatırım tutarı elli milyon türk lirasınıaşıyosa yüzde kırkbeş oranını geçmemek üzere kurumlar vergisi oranını % 90'a kadar indirimli uygulatmaya Bakanlar kurulu yetkilidir .

Ayrıca Kanun Koyucu bu düzenleme ile teşvik belgeli yatırım indiriminin 193 Sayılı Gelir Vergisi Kaununun eski düzenlemesindede yer alan devir halinde , neler yapılacağına ilişkin düzenlemeyede yer vermiş durumdadır

2. İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMASINDAN YARARLANAMAYACAK OLANLAR :

Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere,

3. İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMASINDAN YARARLANACAK OLANLAR :

Bu düzenlemenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.

4. YATIRIMA KATKI TUTARI YATIRIMA KATKI ORANINI :

Bu düzenlemenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder.

5. YETKİ :

Bakanlar Kurulu;

a) İstatistikî bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate almak suretiyle illeri gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım ve istihdam büyüklüklerini belirlemeye,

b) Her bir il grubu için yatırıma katkı oranını (5904 sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesine göre 31.12.2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için %60. Yürürlük;03.07.2009) % 25'i, yatırım tutarı 50 milyon Türk Lirasını aşan büyük ölçekli yatırımlarda ise (5904 sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesine göre 31.12.2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için %70. Yürürlük;03.07.2009) % 45'i geçmemek üzere belirlemeye, kurumlar vergisi oranını % 90'a kadar indirimli uygulatmaya,

c) Yatırım harcamaları içindeki arsa, bina, kullanılmış makine, yedek parça, yazılım, patent, lisans ve know-how bedeli gibi harcamaların oranlarını ayrı ayrı veya topluca sınırlandırmaya,
yetkilidir.

6. FARKLI İLLERDE AYNI MÜKELLEF TARAFINDAN YAPILAN YATIRIMLAR :
İkinci fıkraya göre yatırıma katkı ve vergi oranı farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre ilgili ilin yatırıma katkı oranı ve indirimli vergi oranı uygulanır.

7. TEVSİ YATIRIMLARDA DURUM

Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır. Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.

8. ŞARTLARINYERİNEGETİRİLEMEMESİ :

Hesap dönemi itibarıyla ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

9. YATIRIMIN FAALİYETE GEÇMESİNDEN ÖNCE DEVRİ :

Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde, devralan kurum, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla indirimli vergi oranından yararlanır.

10. YATIRIMIN KISMEN VEYA TAMAMEN FAALİYETE GEÇMESİNDEN SONRA DEVRİ :

Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde indirimli vergi oranından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmı için yararlanır.

ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ

KONYA VERGİ DENETMENLERİ BÜROSU BAŞKANLIĞI KAT 4 , 408 NUMARALI ODA SELÇUKLU KONYA

İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE UYGULAMASI

İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE UYGULAMASI

KDV Kanununun 29 uncu maddesinde 5035 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle; indirimli orana tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan kısmının yılı içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsuben, yılı içinde mahsuben iade edilemeyen tutarların da izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden ya da mahsuben iadesi imkanı getirilmiştir. Madde hükmüne göre mahsuben iade; mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile Belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedelleri için talep edilebilecektir.

Bakanlar Kurulu, bu hükmün uygulanmasına yönelik olarak 2006/10379 sayılı Kararname ile indirimli vergi oranına tabi teslim ve hizmetlerde iade uygulaması ile ilgili sınırı 2006 ve izleyen yıllarda gerçekleşecek işlemler için geçerli olmak üzere 10.000 YTL olarak belirlemiştir. 2007 ve izleyen yıllarda bu sınır, yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır.
KDV Kanununun 29/2 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak 2006 ve izleyen yıllarda gerçekleştirilecek indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV alacaklarının iadesine ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

1.1. Kapsam

KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca vergi oranları indirilen teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının, 2006/10379 sayılı Kararname ile belirlenen sınırı aşan kısmı, bu Tebliğin (1.2.) bölümünde belirtilen borçlara yılı içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsup edilecektir.
İndirimli oran kapsamında yer almakla birlikte verginin konusuna girmeyen veya istisna kapsamına giren işlemler dolayısıyla yüklenilen vergiler bu Tebliğ kapsamında değerlendirilmeyecektir. İndirimli orana tabi işlemlerden;

- katma değer vergisinin konusuna girmeyenler KDV beyannamesine dahil edilmeyecek,

- kısmi istisna kapsamına girenler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim ve iadesi söz konusu olmadığından, yüklenilen bu vergiler işin mahiyetine göre, gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacak,

- tam istisna kapsamına girenler dolayısıyla (ihraç kayıtlı teslimler dahil) yüklenilen vergilerden indirim yoluyla telafi edilemeyenler ise ilgili işleme ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde iade edilecektir.

1.2. 1.2. Mahsubu Talep Edilebilecek Borçlar

Bu Tebliğin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere, 2006/Ocak ve izleyen vergilendirme dönemlerine ilişkin indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV alacakları, mükellefin kendisine ait ithalde alınanlar da dahil vergi borçlarına ve SSK prim borçlarına mahsup edilecektir. Bu alacakların, 01/10/2006 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren elektrik ve doğalgaz borçlarına da mahsubu talep edilebilecektir.

1.3. 1.3. Mahsuben İade Tutarının Hesaplanması

Yılı içinde mahsuben iade edilecek KDV tutarlarının hesaplanmasına ilgili yılın Ocak döneminden itibaren başlanacaktır. Hesaplama 74 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.2.) ve 76 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (3) numaralı bölümlerindeki açıklamalara uygun olarak aylar itibariyle ve kümülatif olarak gerçekleştirilecektir. 3 aylık vergilendirme dönemine tabi olup indirimli oran kapsamında işlemleri bulunan mükelleflerde hesaplamaya takvim yılının ilk 3 aylık dönemi (Ocak-Şubat-Mart) ile başlanacak ve izleyen üçer aylık dönemler itibariyle devam edilecektir.
Bu şekilde yapılacak hesaplama sonunda iade tutarının 10.000 YTL' yi geçtiği dönemde aşan kısmın, izleyen dönemlerde ise tamamının mahsuben iadesi talep edilebilecektir. İade alacağının doğduğu dönemde, alacağın tamamının mahsup olarak kullanılamaması halinde kullanılamayan tutar, gelecek dönemlerdeki mahsup taleplerinde dikkate alınabilecektir.

Bu konu ile ilgili olarak takvim yılının tamamını kapsayacak şekilde ve tablo olarak hazırlanmış bir örnek Tebliğ ekinde yer almaktadır.

1.4. 1.4. Mahsup Talebinin Yerine Getirilmesi

1.4.1. Genel Olarak

Mahsup talebi bir dilekçe ile yapılacaktır. Dilekçeye aşağıdaki belgeler eklenecektir:

a) Takvim yılı başından mahsup hakkının doğduğu döneme kadar yapılan alışlara ilişkin fatura ve benzeri belgeler ile aynı dönemde yapılan indirimli orana tabi satışlara ilişkin fatura ve benzeri belgelerin listesi (bu listelerde fatura düzenleme haddinin altında kalan tutarlar ile aynı mükelleften yapılan alımların toplamı tek tutar olarak belirtilebilecektir).

b) Takvim yılı başından mahsup hakkının doğduğu döneme kadar iade edilecek vergi tutarının hesaplanmasına ilişkin olarak dönemler itibariyle hazırlanacak tablo.

c) Mahsup hakkının doğduğu dönemden itibaren sadece mahsup talep edilen vergilendirme dönemine ait olmak üzere; indirilecek KDV listesi, indirimli orana tabi işlemlere ait satış faturaları ve yüklenilen KDV tablosu.

Vergilendirme dönemleri itibariyle 4.000 YTL' yi aşmayan mahsup talepleri inceleme raporu ve teminat aranılmaksızın yerine getirilecek, talep belgelerin tamamlandığı tarih itibariyle geçerlik kazanacaktır.

4.000 YTL ve üstündeki mahsup talepleri vergi inceleme veya YMM tasdik raporu karşılığında yerine getirilecektir. Talep tutarının 4.000 YTL' yi aşan kısmı kadar teminat gösterilmesi halinde ilgili belgelerin tamamlanıp teminatın verildiği tarih itibariyle mahsup talebi geçerlik kazanacak, teminat vergi inceleme veya YMM tasdik raporu ile çözülebilecektir. YMM tasdik raporlarında ihracat istisnasından doğan KDV alacaklarının iadesi ile ilgili limitler uygulanacaktır. Ancak 2006 yılı içindeki indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade taleplerinde, tam tasdik sözleşmesinin bulunmaması halinde de miktara bakılmaksızın mahsuben iade işlemi yapılabilecektir.

84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/1.4.) bölümünde belirtilen mükelleflerin bu kapsamdaki mahsuben iade talepleri, yukarıda yer alan belgelerin ibrazı üzerine miktara bakılmaksızın inceleme raporu, YMM tasdik raporu veya teminat aranmadan yerine getirilecektir.
İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan mahsuben (yılı içinde) iade taleplerinde 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde yer alan ve bu Tebliğe aykırı olmayan açıklamalar geçerli olacaktır.

Örnek 1:
Mükellef (A)'nın vergilendirme dönemleri itibariyle, bu Tebliğin (1.3.) bölümüne göre hesapladığı kümülatif iade tutarları aşağıdaki gibidir.

Ocak sonu
1.600
Şubat sonu
2.900
Mart sonu
4.700
Nisan sonu
6.800
Mayıs sonu
9.200
Haziran sonu
11.800

Bu mükellefe Haziran döneminde (11.800–10.000=) 1.800 YTL mahsuben iade edilebilecektir. Mahsup talebi Haziran dönemi beyannamesi ve mahsup dilekçesinin verilmesinden sonra bu bölümün (a) ve (b) alt ayırımındaki belgelerin tamamlandığı tarihte geçerlik kazanacaktır.
Belgeler Ocak–Haziran döneminin bütününü kapsayacak şekilde hazırlanacaktır. Haziran döneminden önce 10.000 YTL tutarındaki limitin aşılmamış olması nedeniyle mahsup talebinde bulunulamayacağından belge ibraz etmeye de gerek yoktur.

Haziran döneminden sonra iade tutarı kümülatif olarak değil sadece ilgili vergilendirme dönemi için hesaplanacaktır.

Bu mükellef iade tutarını Temmuz ayı için 1.500 YTL olarak hesaplamışsa bu tutarın tamamı mahsuben iade edilebilecektir. Mahsuben iade talebi, Temmuz beyannamesi ve mahsup dilekçesinin verilmesinden sonra Temmuz ayına ilişkin olarak bu bölümün (c) alt ayırımında belirtilen belgeleri tamamladığı tarihte geçerlik kazanacaktır.

Mükellef, Ağustos dönemi iade tutarını 5.500 YTL olarak hesaplamışsa mahsup talebi vergi inceleme raporu veya YMM tasdik raporunun ibraz edildiği tarih itibariyle geçerlik kazanacaktır. Mükellef mahsuben iadenin teminat karşılığında yapılmasını isterse (5.500-4.000=) 1.500 YTL için teminat göstermesi gerekmektedir. Mahsup talebi de Ağustos beyannamesi ve mahsup dilekçesinin verilmesinden sonra Ağustos ayına ilişkin olarak bu bölümün (c) alt ayırımında belirtilen belgelerin tamamlanması şartıyla teminatın gösterildiği tarih itibariyle geçerlik kazanacaktır.

1.4.2. İndirimli Orana Tabi Malların İhraç Amaçlı Teslimlerinde Mahsuben İade
1.4.2.1. Kapsam

İndirimli orana tabi malların oldukları gibi ihraç edilmeleri şartıyla;

- dış ticaret sermaye şirketlerine,

- sektörel dış ticaret şirketlerine,

- yarıdan fazla hissesine sahip oldukları şirketlere,

- kendi hisselerinin yarısından fazlasına sahip olan mükelleflere,

tesliminden doğan yılı içindeki mahsup talepleri, miktara bakılmaksızın inceleme raporu, yeminli mali müşavir tasdik raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilecektir.

İncelemesiz / teminatsız mahsuben iade uygulaması aşağıdaki şekilde yürütülecektir:

a) KDV Kanununa göre tecil – terkin uygulanan ihraç kaydıyla teslimler bu düzenleme dışındadır. KDV Kanununun 11/1-c ve geçici 17 nci maddelerinde düzenlenen tecil- terkin uygulamasından doğan iade talepleri bu işlemlere ilişkin olarak daha önceki genel tebliğlerdeki açıklamalara göre yerine getirilecektir. Bu bölümdeki düzenleme, yukarıda belirtilen mükelleflere KDV uygulanarak yapılan indirimli orana tabi teslimlerden doğan yılı içindeki mahsup taleplerine ilişkindir.

b) Uygulamadan faydalanılabilmesi için malların oldukları gibi ihraç edilmeleri zorunludur. Başka bir anlatımla, satışı yapılan indirimli orana tabi malın, ihraç edilen nihai ürün olması gerekmektedir.

c) İncelemesiz / teminatsız mahsup uygulaması, indirimli orana tabi işlemlerden, yukarıda kapsamı belirtilen teslimlere isabet eden kısım için geçerlidir. Bu hesaplama aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

-İade hakkı önceki bölümlerde de belirtildiği üzere Bakanlar Kurulunca belirlenen alt limitin aşıldığı dönemde doğmakta, bu dönemde limiti aşan kısmın mahsuben iadesi talep edilebilmektedir.

Yılın başından limitin aşıldığı döneme kadar (bu dönem dahil) yapılan ve incelemesiz / teminatsız iade kapsamına giren teslim bedelleri toplamı, aynı dönemdeki indirimli orana tabi bütün işlem bedelleri toplamına oranlanacak, bu oran limiti aşan iade tutarına uygulanarak incelemesiz / teminatsız mahsup edilebilecek tutar hesaplanacaktır.

- Limitin aşıldığı dönemden sonra ise sadece o dönemdeki işlemler için aynı oranlama yapılarak incelemesiz / teminatsız mahsup tutarı hesaplanacaktır.

d) İade uygulaması yukarıda (1.4.1) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir. Ancak iade talep dilekçesine yukarıda belirtilen belgelerin yanı sıra,

- bu Tebliğin (4) numaralı bölümündeki açıklamalara uygun olarak ihracatı gerçekleştiren mükelleften alınacak yazı,

- yılın başından cari döneme kadar, aylar itibariyle ve kümülatif sütunlara da yer verilmek suretiyle, incelemesiz / teminatsız mahsup kapsamına giren teslim bedelleri, bunlar dışındaki indirimli orana tabi diğer işlem bedelleri (birden fazla işlem varsa toplamları alınarak tek tutar olarak ifade edilecektir) ve her ikisinin toplamını gösteren bir tablo,
eklenecektir.

1.4.2.2. Mahsup İşlemi

Bu Tebliğin (1.4.1) ve (1.4.2) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde indirimli orana tabi işlemlerle ilgili yılı içindeki mahsuben iade taleplerinde aşağıdaki şekilde hareket edilecektir.
a) Ayırım yapılmaksızın indirimli orana tabi bütün işlemlere ait iade tutarı önceki bölümlerdeki açıklamalara uygun olarak belirlenecektir.

b) Tutarın 4.000 YTL' yi aşmaması halinde mahsup talepleri, ilgili belgelerin tamamlanması şartıyla incelemesiz ve teminatsız yerine getirilecektir.

c) İade tutarının 4.000 YTL' yi aşması ve teminat gösterilmemesi halinde incelemesiz / teminatsız mahsuba konu kısımla ilgili mahsup talebi ihracatın gerçekleşip ilgili belgelerin tamamlandığı tarihte, diğer kısma ilişkin mahsup talepleri ise vergi inceleme raporu veya YMM tasdik raporunun vergi dairesine intikal ettiği tarih itibariyle geçerlik kazanacaktır.

d) İade tutarının 4.000 YTL' yi aşması ve teminat gösterilmesi halinde;

- incelemesiz / teminatsız mahsup talepleri, ihracatın gerçekleşmesi beklenilmeden (1.4.1) bölümündeki belgelerin tamamlanıp teminatın gösterildiği tarihte geçerlik kazanacak, alınan teminat ihracatın gerçekleşip (1.4.2) bölümündeki belgelerin ibrazı üzerine iade edilecektir.

- incelemesiz / teminatsız mahsuba konu işlemler dışındaki mahsuben iade talepleri (1.4.1) bölümündeki belgelerin tamamlanıp teminat gösterildiği tarihte geçerlik kazanacak, teminat vergi inceleme raporu yada YMM tasdik raporunun ibrazı üzerine iade edilecektir.

1.5. Yılı İçinde Mahsup Edilemeyen Vergilerin İadesi

İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmı, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. İade talebi en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilecektir. 3 aylık vergilendirme dönemine tabi olan mükelleflerde iade talebi en erken izleyen yılın ilk 3 aylık, en geç üçüncü 3 aylık vergilendirme dönemlerine ait beyannamelerle yapılabilecektir.

Bu şekilde iade edilecek vergiler aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
İndirimli orana tabi işlemlere ilişkin olup indirim yoluyla telafi edilemeyen yüklenilen vergi tutarları, yılı içinde mahsup edilen vergiler dikkate alınmadan, 74 ve 76 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde işlemlerin yapıldığı yılın tamamı için yıllık olarak ve Aralık dönemi sonu itibariyle hesaplanacaktır.

Bu tutardan yılı içinde mahsup edilen vergiler düşüldükten sonra kalan kısmın 10.000 YTL' yi aşan kısmı "İade Edilebilecek KDV" olarak hesaplanacaktır.

İzleyen yılın Ocak dönemi ile iade talebinin yapıldığı dönem arasındaki bütün dönem beyannamelerinde devreden vergi yer alıyor ve her dönemde devreden vergi tutarları "İade Edilebilecek KDV" tutarını geçiyorsa, iade edilebilecek KDV tutarının tamamı iade edilecektir. Bazı dönemlerde devreden vergi tutarları "İade Edilebilecek KDV" tutarının altında kalıyorsa, devreden vergi tutarının en küçük olduğu tutar iadeye esas alınacaktır. Aradaki dönemlerden herhangi birisinde devreden vergi yer almıyorsa iade yapılmayacaktır.

Bu şekilde hesaplanan KDV alacağının 4.000 YTL' yi aşmaması halinde nakden ve/veya mahsuben iade talepleri inceleme raporu, teminat ve YMM tasdik raporu aranılmadan yerine getirilecek, talep bu bölümün sonunda belirtilen belgelerin tamamlandığı tarih itibariyle geçerlik kazanacaktır.

İade talebinin 4.000 YTL ve üstünde olması halinde 4.000 YTL' yi aşan kısmın nakden ve/veya mahsuben iadesi için vergi inceleme raporu veya YMM tasdik raporu ibraz edilmesi gerekmektedir. Talepler bu raporların ibraz edildiği tarihte geçerlik kazanacaktır.

4.000 YTL' yi aşan tutarlar için teminat gösterilmesi halinde, teminatın gösterilip belgelerin tamamlanmasından sonra nakden ve/veya mahsuben iade talepleri yerine getirilecek, teminat vergi inceleme raporu veya YMM tasdik raporu ile çözülecektir.
İade talebi bir dilekçe ile yapılacak, bu dilekçeye;

- iade hakkı doğuran işlemin yapıldığı yıla ait alış ve satış faturalarının listesi (bu listelerde fatura düzenleme haddinin altında kalan tutarlar ile aynı mükelleften yapılan alımların toplamı tek tutar olarak belirtilebilecektir),

- yıllık iade tutarının hesaplanmasına ilişkin tablo,

- yılı içinde mahsup edilen tutarları aylık olarak gösteren tablo (bu tabloda yılı içinde mahsup edilemeyen tutar da tek satır olarak gösterilecektir),

- iadenin talep edildiği yılın ilk döneminden iadenin talep edildiği döneme kadar aylar itibariyle devreden KDV tutarlarını gösteren tablo,
eklenecektir.

Bu kapsamdaki nakden ve mahsuben iade taleplerinde 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde yer alan ve bu Tebliğe aykırı olmayan açıklamalar geçerli olacaktır.

Örnek 2:
Mükellef (A)'ya, 2006 takvim yılında iade alacağının 10.000 YTL' yi aşan kısmı olan 8.000 YTL mahsuben iade edilmiştir.

Mükellef 2006 yılının tamamı için iade tutarını 10.000 YTL'lik alt sınırı ve yılı içinde mahsuben iade edilen kısmı dikkate almadan, 74 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre, 21.000 YTL olarak hesaplamıştır. Bu mükellefe 2007 yılında nakden veya mahsuben iade edilebilecek azami tutar (21.000 – 8.000 – 10.000 =) 3.000 YTL'dir.

Bu mükellef iade alacağını Mayıs 2007 dönemi beyannamesinde yaptığı beyan ile talep etmektedir.

Mükellefin 2007 yılının Ocak – Mayıs arasındaki dönemlere ait beyannamelerindeki devreden vergi tutarları aşağıdaki gibidir.

Ocak 2007
4.300
Şubat 2007
1.200
Mart 2007
3.600
Nisan 2007
2.900
Mayıs 2007
1.800

Bu mükellefe 1.200 YTL nakden ve/veya mahsuben iade edilebilecektir. Mayıs 2007 beyannamesinde de iade tutarı olarak 1.200 YTL gösterilecektir.

1.6. 1.6. Aylık ve Yıllık İade Taleplerinin Beyannamede Gösterilmesi

Aylık mahsuben iade talepleri, kağıt ortamındaki KDV beyannamesinin 9 numaralı tablosunda 406 kodlu satır aracılığıyla beyan edilecektir.

Bu satıra kümülatif iade tutarı Bakanlar Kurulunca yıllık olarak belirlenen limiti aşıncaya kadar kayıt yapılmayacaktır.

Limitin aşıldığı dönemde, 406 kodla açılan satırın "Teslim ve Hizmet Bedeli" sütununa yılın başından limitin aşıldığı döneme kadar (bu dönem dahil) indirimli oran kapsamında gerçekleştirilen ve bu kapsamdaki işlem bedellerinin KDV hariç toplamı, "İadeye Konu Olan KDV" sütununa ise bu Tebliğin (1.3.) bölümüne göre belirlenen mahsuben iade tutarı yazılacaktır.

Limit aşıldıktan sonraki dönemlerde, "Teslim ve Hizmet Bedeli" sütununa sadece o dönemde gerçekleşen indirimli orana tabi işlem bedelleri, "İadeye Konu Olan KDV" sütununa ise bu Tebliğin (1.3.) bölümüne göre hesaplanacak mahsuben iade tutarı yazılacaktır.

Yılı içinde mahsup edilemeyen vergilerin izleyen yılda nakden veya mahsuben talep edilmesi halinde, talebin yapıldığı dönem beyannamesinin 9 numaralı tablosuna 450 kodla bir satır açılacak, bu satırın "Teslim ve Hizmet Bedeli" sütununa önceki yıldaki toplam işlem bedeli,
"İadeye Konu Olan KDV" sütununa bu Tebliğin (1.5.) bölümündeki açıklamalara göre belirlenen iade tutarı yazılacaktır.

İnternet ortamında verilecek beyannamelere kayıt ise aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
Yıl içindeki mahsuben iade taleplerinde "İstisnalar" kulakçığındaki "Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" tablosunda 406 kodlu satır seçilecek, satırın "Teslim ve Hizmet Bedeli" sütunu ile "İadeye Konu Olan KDV" sütununa yukarıdaki gibi kayıt yapılacaktır.

Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergiler için izleyen yılda yapılacak iade taleplerinde ise aynı tabloda 450 kodla bir satır açılacak ve kağıt ortamında verilen beyannamelerde olduğu gibi kayıt yapılacaktır.

1.7. İndirimli Orana Tabi işlemlerden Doğan 2005 Takvim Yılına Ait İade Talepleri
2005 yılı içinde gerçekleşen indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacakları, 74, 76, 85 ve 98 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde yıllık olarak iade edilecektir. Bu iade taleplerinde yıllık iade alt sınırı 10.000 YTL olarak uygulanacaktır.

2. YATIRIM TEŞVİK BELGESİ KAPSAMINDA İKTİSAP EDİLECEK APRON OTOBÜSLERİ

3065 sayılı KDV Kanununun 13/d maddesine göre, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri vergiden müstesnadır. İstisnanın şartları 69 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde açıklanmıştır.

Tebliğin (1.1.1.) bölümünde, makine ve teçhizatın, amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan, mal ve hizmet üretiminde kullanılan sabit kıymetler olduğu belirtilerek, bir sabit kıymetin istisnadan yararlanabilmesi için, öncelikle makine ve teçhizat niteliğinde olması, ayrıca mal ve hizmet üretiminde kullanılması gerektiği; taşıt araçlarının makine ve teçhizat kapsamına girmediği, ancak yüklü ağırlığı 45 tonu geçen off road truck tipi kamyonlar ile karayoluna çıkması mümkün olmayan kaya tipi damperli kamyonlar, madencilikte kullanılan damperli kamyonlar, frigorifik kamyonlar, forkliftler, iş makineleri, vinçler, tarım makineleri ve benzerlerinin teslim ve ithalinin istisna kapsamına gireceği açıklanmıştır.

Bu uygulama çerçevesinde, yalnızca havaalanlarında yolcuları terminalden uçağa ve uçaktan terminale taşımak için kullanılan ve trafiğe çıkmayan apron otobüslerinin;

-yatırım teşvik belgesi eki listelerde yer almaları,

-indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanılmaları,

-apron dışında taşımacılık işi yapmamaları,

şartıyla KDV Kanununun 13/d maddesinde düzenlenen istisna kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

3. İHRAÇ KAYITLI TESLİMLERDE İMALATÇI TANIMI

KDV Kanununun 11/1-c maddesi kapsamında ihracatçılara ihraç kayıtlı teslimde bulunabilecek imalatçılarda aranacak şartlara 27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A) bölümünde yer verilmiştir.

Tebliğdeki düzenlemeye göre, "imalatçı" sayılabilmek için diğer şartlarla birlikte "imalat işinde en az 5 işçi çalıştırma" şartının da sağlanması gerekmektedir.

Ancak, 6948 sayılı Sanayi Sicil Kanununun 1 inci maddesi kapsamında değerlendirilen sanayi işletmelerinin (imalatçıların) sanayi siciline kayıt olabilmeleri için asgari çalıştırmaları gereken işçi sayısı konusunda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından Sanayi Sicil Tebliğleriyle, değişen ve gelişen teknolojik şartlara paralel olarak sanayi işletmelerinde makine ve teknoloji yoğunluğunun artması ve bu nedenle işgücüne duyulan ihtiyacın azalması sebebiyle değişiklikler yapılmaktadır.
Bu nedenle, 27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A) bölümünde sayılan ve ihracatçılara ihraç kayıtlı teslimde bulunacak imalatçılarda aranan şartlar arasında yer alan "imalat işinde en az 5 işçi çalıştırılması" şartı kaldırılmıştır.

Buna göre, bu Tebliğin yayımından önceki dönemlerde yapılan ihraç kaydıyla teslimlerde de geçerli olmak üzere, sanayi sicil belgesine sahip olan ve 27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki diğer şartları taşıyan imalatçıların, tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimde bulunabilmeleri için teslimin yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan Sanayi Sicil Tebliğlerinde öngörülen sayıda işçi çalıştırmaları yeterli olacaktır.

4. İHRAÇ KAYITLI TESLİMLERDE GÜMRÜK BEYANNAMESİNDE YER ALMASI GEREKEN İMALATÇI BİLGİLERİ

27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/8) bölümünde yapılan açıklamalara göre, terkin işleminin yapılabilmesi için, imalatçılar tarafından ihraç edilmek üzere teslim edilen malın, ihraç edildiğini gösteren gümrük beyannamesinin vergi dairelerine ibraz edilmesi zorunludur.

Bakanlığımıza yansıyan olaylardan, gümrük beyannamesi üzerinde imalatçı firma bilgilerinin kaydedilmesine münhasır bir alan yer almadığından ihracatçılar tarafından gümrük idarelerine imalatçı isimlerinin yer aldığı listelerin ibraz edildiği, gümrük idarelerinin listedeki mükelleflerin ihraç edilen malın imalatçısı olup olmadığını tespit imkanının bulunmaması ve gümrük mevzuatında da açık bir hükmün yer almaması nedeniyle listeleri onaylamadıkları anlaşılmaktadır.

Bu husus göz önüne alınarak ihraç kaydıyla teslimlerle ilgili terkin ve iade işlemlerinde aşağıdaki şekilde hareket edilmesi uygun görülmüştür.

İmalatçılar ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan onaylı bir yazı alacaklardır. Bu yazıda;

- ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin tarihi ve sayısının,

- belgeyi talep eden imalatçının; adı, soyadı veya unvanı, bağlı olduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası, ihraç kayıtlı teslim edilen mala ilişkin fatura veya benzeri belgenin tarihi, numarası, mal veya hizmetin cinsi, miktarı, bedeli, katma değer vergisi oranı ve hesaplanan katma değer vergisi tutarının, gösterilmesi gerekmektedir.

Vergi daireleri gümrük beyannamesinin aslı veya noter, YMM ya da gümrük idaresince onaylı örneği ile birlikte ibraz edilecek bu yazıya istinaden imalatçıların terkin ve iade işlemlerini yerine getireceklerdir.

5. TEVKİFAT UYGULAMASI

5.1. Yapı Denetim Hizmetlerinde Tevkifat Uygulaması

91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/2) bölümünde sayılan kurum ve kuruluşlara verilen yapı denetim hizmetleri, 93 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile tevkifat kapsamına alınmıştır.
KDV Kanununun 9 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak bu Tebliğin yayımını izleyen 3. günde başlamak üzere, yapı denetim kuruluşlarının 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/2) bölümünde sayılan kurum ve kuruluşların yanı sıra bütün KDV mükelleflerine verdikleri yapı denetim hizmetlerinde aynı Tebliğin (A/5-f) bölümü kapsamında 1/2 oranında KDV tevkifatı uygulanması uygun görülmüştür.

5.2. Yapım İşlerinde Tevkifat Oranı

91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/2) bölümünde sayılan kurum ve kuruluşlara karşı ifa edilen yapım işlerinde aynı Tebliğin (A/4) bölümüne göre 1/3 oranında KDV tevkifatı uygulanmaktadır.

KDV Kanununun 9 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/5-a) bölümünde kapsamı belirtilen yapım işlerinde tevkifat oranı, bu Tebliğin yayımını izleyen üçüncü günden itibaren başlamak üzere 1/6 olarak tespit edilmiştir.
Buna göre, bu Tebliğin yayımını izleyen üçüncü günden itibaren, kapsama giren yapım işleri dolayısıyla düzenlenecek fatura ve benzeri belgelerde gösterilen bedel üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin 5/6'sı işi yapanlara ödenecek, 1/6'sı ise işi yaptıran kurum, kuruluş ve işletmeler tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Öte yandan, 30/04/2006 (bu tarih dahil) tarihinden önce ihalesi tamamlanmış yapım işlerine ilişkin olup bu Tebliğin yayımı tarihinden sonra düzenlenecek faturalarda gösterilen KDV tutarı tevkifata tabi tutulmayacaktır.


EK: YILI İÇİNDE MAHSUP EDİLECEK VERGİ TUTARININ HESAPLANMASINA İLİŞKİN ÖRNEK

ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ

AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİNSATILMASI

AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN SATILMASI



1. GİRİŞ :



Bilindiği üzere iktisadi işletmeler , insanların tüketim ihtiyaçlarını karşılayan iktisadi ürünlerin üretiminde , iktisadi kıymetler kullanmaktadır . Söz konusu iktisadi işletmeler , maliyetlerini değerleme ölçütlerinden biri ile tespit ettikleri iktisadi kıymetleri işletmenin aktifine kaydetmekte iktisap yılı itibariyle amortisman ayırmaya başlamaktadır .

Burada önemli olan husus şudur . Vergi idaresince İktisadi işletmelere insan ihtiyaçlarını karşılayan iktisadi ürünlerin üretiminde kullandıkları iktisadi kıymetlere amortisman hakkının verilmiş olmasıdır . Böylelikle iktisadi işletmelerimiz satın aldıkları iktisadi kıymetlerin maliyetlerini giderleştirme imkanı bulmakta , aynı işlemleri yerine getiren yeni iktisadi kıymetlerin satın alınmasında finansman kaynağı elde etmektedir .

Bu bağlamda Amortismanı şu şekilde tanımlayacak olursak , tüketime yönelik olarak insan ihtiyaçlarını karşılayan iktisadi işletmelere ait iktisadi kıymetlerin , üretimde belirli bir süre kullanıldıktan sonra yenilemek mecburiyetinde kalınması bu nedenle söz konusu iktisadi kıymetlerin maliyetlerinin giderleştirilmesi olarak tanımlayabiliriz .

İktisadi işletmelerimiz bazı durumlarda amortismana tabi olan iktisadi kıymetleri çeşitli nedenlerle satmak mecburiyetinde kalmaktadır . Bu durum karşısında vergi idaremiz iktisadi işletmelerimize amortismana tabi iktisadi kıymetleri sattıklarında maliyet ölçütlerine göre tespit ettikleri maliyetlerini amortisman yolu ile giderleştirme imkanı tanımakta böylelikle iktisadi işletmelerimiz ekonomik ömürlerini devam ettirmede önemli bir finansman kaynağına ulaşmış olmaktadır .

Bu hak iktisadi işletmelerimize verilmese idi iktisadi işletmelerimiz amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından doğan karı satışın gerçekleştiği yılın dönem karına ilave etmek mecburiyetinde kalacak idi . Bu olanakla iktisadi işletmelerimiz amortismana tabi iktisadi kıymetlerinin satışından doğan karı pasifte üç yıl süre ile yenileme fonuna tutacak üç yıllık sürenin sonunda kullanılmaz ise o yılın dönem karına ilave etmek mecburiyetinde kalacaklardır .

Bu fon sadece yenilenen iktisadi kıymetlerin amortismanların giderleştirilmesinde kullanılacak olup itfa edilemeyen kısmı ise satışa konu olmayan diğer iktisadi kıymetlerin amortismanının giderleştirilmesinde kullanılacaktır .

Yazımızın konusunu da iktisadi işletmelerimizin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini sattıklarında ne gibi işlemler yapmaları gerekliliği hususu oluşturmaktadır .


2. AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN SATIMI HALİNDE KAR VEYA ZARAR NE ŞEKİLDE TESPİT EDİLMEKTEDİR


Gerçek usulde bilanço esasına göre kanuni defterlerini kayıt altına alan mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini sattıklarında satıştan doğan kar veya zararı şu şekilde hesaplayacaklardır . Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ve ayrılmış amortisman toplamı üzerinden , bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilecektir .

Ancak amortismana tabi iktisadi kıymeti satan iktisadi işletmenin sattığı iktisadi kıymeti yenilemesi , işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş veya teşebbüse geçilmiş olmamalıdır . Şayet teşebbüse geçilmiş ise mükelleflerimizin yapması gereken işlem yazımızın ilerleyen bölümlerinde yer verilecektir .

Aşağıda vereceğimiz iki örnek ile amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenileme düşüncesi olmaksızın satılması halinde gerek karlı satışa gerekse zararlı satışa örnek verilecektir . Örneklerde katma değer vergisi yönünden yapılması gereken muhasebe kayıtları göz ardı edilmiştir .

· Karlı Satış :

ÖRNEK : Mükellef ( a ) envanter defteri kaydı 100.000.000.- TL olan amortismana tabi makinasını peşin 200.000.000.- TL ye 03.05.2003 tarihinde satmıştır . Satışa konu makinanın satım günü itibariyle birikmiş amortismanı 50.000.000.- TL dir . satış işlemine ilişkin muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır .

03.05.2003

100 KASA

200.000.000.- TL

268 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR

50.000.000.- TL


253 TESİS MAKİNA VE CİHAZLAR

100.000.000.- TL

690 DÖNEM KARI

150.000.000.- TL


· Zararına Satış :

ÖRNEK : Mükellef ( b ) envanter defteri kaydı 100.000.000.-TL olan amortismana tabi makinasını peşin 40.000.000.- TL ye 06.02.2003 tarihinde satmıştır .Satışa konu makinanın satım günü itibariyle birikmiş amortismanı 50.000.000.- TL dir .

06.02.2003

100 KASA

40.000.000.- TL

268 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR

50.000.000.- TL

690 DÖNEM ZARARI

10.000.000.- TL


253 TESİS MAKİNA VE CİHAZLAR

100.000.000.- TL
:

3. İŞLETME HESABI ESASINA GÖRE VEYA SERBEST MESLEK KAZANÇ DEFTERİ USULUNE GÖRE DEFTER TUTAN MÜKELLEFLERİN AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİ SATMALARI HALİNDE YAPACAKLARI İŞLEM
:

Bilindiği üzere 213 Sayılı Vergi Usul Kanunumuzun 178 . maddesine göre ikinci sınıf tüccarlarımız işletme hesabı esasına göre defter tutmaktadır . Serbest meslek erbaplarımız ise yine 213 Sayılı Vergi Usul Kanunumuzun 210 . maddesine göre serbest meslek kazanç defteri tutmaktadır .

Gerek işletme hesabı esasına göre gerekse işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerimiz amortismana tabi iktisadi kıymetleri satmaları halinde alınan bedel ve ayrılmış amortisman toplamı üzerinden , bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark sonucu oluşacak kar ve zararı defterlerinin hasılat veya gider bölümlerine kaydedeceklerdir .

4. AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN DEVRİ VEYA TRAMPASI SATIŞ HÜKMÜNDEDİR :

Yazımızda şimdiye kadar sadece amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışına değinilmiş , Satış hükmünde olan devir ve trampa işlemlerine değinilmemiştir .Ancak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin devir veya trampası da satış olarak kabul edilmektedir . Bu nedenle belirttiğimiz iki kavramın tanımının yapılması gerekmektedir . Sırasıyla önce devrin daha sonra trampanın tanımı yapılacaktır .

Devir : Bir iktisadi işletmenin amortismana tabi iktisadi kıymetini karşılıksız olarak diğer bir iktisadi işletmeye vermesi şeklinde tanımlayabiliriz

Trampa : Mükelleflerin ihtiyaç duydukları iktisadi kıymetleri tasarrufunda bulunan diğer iktisadi kıymetlerle değiştirmesi şeklinde tanımlanabilir .

5. SATIŞA KONU İKTİSADİ KIYMETİN YENİLENMESİ DÜŞÜNÜLÜYORSA YAPILACAK İŞLEM :

İktisadi işletmeler satışını gerçekleştirdikleri iktisadi kıymetlerin yenilenmesini düşünüyorlarsa satıştan doğan kar pasifte en çok üç yıl süre ile tutulur . Üçüncü yılın sonu itibariyle yeni iktisadi kıymetin satın alınması gerekmektedir . Şayet satın alınmaz ise üçüncü yılın sonunda amortismana tabi iktisadi kıymetin satışından doğan kar dönem karına ilave edilir .

Üç yıl içinde satışa konu iktisadi kıymetin yenisi alınır ise satın alınan amortismana tabi iktisadi kıymetin amortismanları yıllar itibariyle , amortismana tabi iktisadi kıymetin satışından doğan kara mahsup edilir .

Ancak amortismana tabi iktisadi kıymetin satışından doğan kar yeni satın alınan iktisadi kıymetin amortismanını karşılamış aynı zamanda da fazla vermiş ise bu durumda fazla dönem karı işletmeye ait diğer iktisadi kıymetlerin amortismanların itfalarında kullanılır .

ÖRNEK : Mükellef ( a ) 01.02.2003 tarihinde envanter değeri 100.000.000.- TL olan amortismana tabi makinasını 1000.000.000.- TL ye satmıştır . Satış tarihi itibariyle satışa konu iktisadi kıymetin birikmiş amortismanı 50.000.000.- TL olup satışa konu iktisadi kıymetin yenilenmesi düşünülmekte ve yerine 05.06.2003 tarihinde 600.000.000.- TL ye yeni makine alınmıştır . İşletme amortisman ayrımında azalan bakiyeler usulünü kullanmaktadır . Amortisman oranı % 25 tir ve yeni satın alınan makinanın alış bedeli dört yıl içinde giderleştirilecektir .

ÇÖZÜM : Satışa konu iktisadi işletmenin satış günü 01.02.2003 tarihi itibariyle makina satışından elde ettiği kazanç 1000.000.000.- TL olup birikmiş amortismanı 50.000.000.- TL dir . Böylelikle satıştan elde edilen kar 1000.000.000.- TL + 50.000.000.- TL –
100.000.000.- TL = 950.000.000.-TL olmaktadır . Satılan makinanın yerine satın alınan makine 600.000.000.- TL olup amortismanı azalan bakiyeler usulüne tabidir ve 4 yıl içinde alış bedeli amortisman yolu ile giderleştirilecektir . Bu durumda satılan iktisadi kıymetin yerine alınan makinanın 31.12.2006 tarihi itibariyle birikmiş amortismanın 600.000.000.- TL olacağı tabidir . Makine satışından elde edilen kar olan 950.000.000.- TL yeni makinanın amortismanı olan 600.000.000.- TL yi karşılamış olup 350.000.000.- TL fazlalık vermektedir .

Bu tutar iktisadi işletmeye ait olan diğer iktisadi kıymetlerin amortismanının itfasında kullanılacaktır . Ancak 01.02.2003 tarihi itibariyle satılan iktisadi kıymetin yerine 31.12.2005 tarihi itibariyle yenisi alınmamış olsaydı örnek konusu iktisadi kımetin satışından elde edilen 950.000.000.- TL 31.12.2003 tarihi itibariyle 2005 yılı dönem karına ilave edilmiş olacaktı .


6. SONUC :

İktisadi işletmelerimiz insan ihtiyaçlarını gideren tüketim maddeleri üretirken iktisadi kıymetler kullanmakta ve bu iktisadi kıymetlerin alış bedelleri üzerinden amortisman ayırarak söz konusu iktisadi kıymetlerin alış bedelleri üzerinden giderleştirme imkanı bulmaktadır . Böylelikle aynı işlemleri yerine getirecek yeni iktisadi kıymetlerin satın alınmasında finansman etkisi yapmaktadır .

Ancak iktisadi işletmelerimiz amortismana tabi olan iktisadi kıymetleri satarken yazımızda belirtilen kaidelere uymaları gerekmektedir . Bu kaidelere uyduklarında amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından elde ettikleri kazancı aynı işlemleri yerine getiren yeni iktisadi kıymetlerin amortismanlarının itfasında kullanabileceklerdir . Bakiye fazla satış karları söz konusu ise bu karlar diğer iktisadi kıymetlerin amortismanlarının itfasında kullanabileceklerdir .



Adnan UYAR
VERGİ DENETMENİ








HER YÖNÜ İLE YATIRIM İNDİRİMİ İSTİSNASI

1 . GİRİŞ :

Günümüz ekonomilerinin en önemli sorunu yatırımdır . Yapılacak yatırımlara belirli esaslar dahilinde vergi teşviği getirilmesi gerekmektedir . Bu bağlamda Gelir Vergisi Kanunumuzun 19. maddesiyle gerekli düzenleme yapılmıştır .
Bu düzenleme özü itibariyle yatırım indirimi istisnasını kısa ve öz bir biçimde anlatmaktadır . Ancak yatırım indirimi oranı konusunda şu söylenebilir % 40 oranı % 100 çıkarılmalıdır . Yatırım yapılmaz ise ekonomi üretim güçünü yıldan yıla artıramaz .
Buda beraberinde başta durgunluk içinde enflasyon , işsizliğin artması , gelir dağılımında adaletsizlik gibi sonuçlara yol açar . Yatırımın önü açılmalıdır . Önü açılmaz ise her devlet gibi Türkiyede kırizler ile karşı karşıya kalır . Yatırım indirimi istisnasını kaleme alanlar ile yatırım indirimi istisnasının kapsamı konusunda fikir ayrılığımız mevcuttur . Yeri geldikçe değinilecektir .

2 . YATIRIM İNDİRİMİNİN KAPSAMI :

4842 sayılı Kanunun 1'inci maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen madde Yürürlük; 24.04.2003) Dar mükellefiyete tâbi olanlar dahil, ticarî veya ziraî kazançları bilanço esasına göre tespit edilen vergiye tâbi mükellefler (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler ile kurumlar vergisi mükellefleri dahil) faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tâbi iktisadî kıymetlerin maliyet bedellerinin % 40'ını vergi matrahlarının tespitinde ilgili kazançlarından yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yaparlar.

Kanunun bu kısmında kapsam genişletici bir kısım önerilerimiz olacak ; işletme esasına göre defter tutanlarda kapsam dahiline alınmalıdır . Yatırım indirimi oaranınında % 40 dan % 100 çıkarılması gerektiği düşünçesindeyiz . Günümüz serbest meslek faaliyetleride büyük yatırımlar gerektirmektedir . Bu bağlamda serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan yatırımlarında yatırım indirimi istisnasından yararlandırılması gerektiği düşüncesindeyiz .

3 . ARAMA VE SONDAJ YATIRIMLARI :

Yatırım indirimi istisnasını kaleme alanlar burada önemli bir düzenlemeyi kaleme almıştır .İlave olarak % 100 oranının getirilmesi düşünçesindeyiz

Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve aktifleştirilen harcamalar yatırım indirimi istisnası uygulamasından yararlanır.

4. YATIRIM İNDİRİMİNDE UYGULAMA SÜRESİ

(5024 Sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle değişen fıkra: Yürürlük;01.01.2004) Yatırım indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadî kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar devam olunur.

Yatırım harcamalarının yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahının tespitinde, kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarı, izleyen dönemlerde, bu dönemlerde Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen artış oranında artırılarak dikkate alınır. Böylelikle yapılan yatırımlar enflasyonun olumsuz etkisinden kurtarılmış olmaktadır .

5.YATIRIM İNDİRİMİ İSTİSNASI TUTARININ HESAPLANMASINDA AMORTİSMANA TÂBİ İKTİSADÎ KIYMETİN AKTİFE ALINDIĞI HESAP DÖNEMİ SONUNDAKİ DÜZELTİLMİŞ DEĞERİ ESAS ALINIR.

(5024 Sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle değişen fıkra: Yürürlük;01.01.2004) Enflasyon düzeltmesi uygulanan dönemlerde, yatırım indirimi istisnası tutarının hesaplanmasında amortismana tâbi iktisadî kıymetin aktife alındığı hesap dönemi sonundaki düzeltilmiş değeri esas alınır .

Yukarıdaki düzenlemedende anlaşılacağı üzere yatırım indirimi tutarının hesaplanmasının birinci şartı amortismana tabi iktisadi kıymetin bilanço veya işletme defterine kayıt edildiği dönemin sonundaki düzeltilmiş değeri üzerinden , yatırım indirimi oranının çarpılması sonuçu bulunacak tutar olmasıdır .

6 . YATIRIM İNDİRİMİNDE ENDEKSLEME :

Ancak iktisadî kıymetin aktife alındığı hesap döneminden önceki hesap dönemlerinde gerçekleşen harcamalar, gerçekleştirildikleri dönem sonundaki düzeltilmiş değerleri ile dikkate alınır. İzleyen dönemlerde enflasyon düzeltmesi nedeniyle bu harcamalardan kaynaklanan farklar üzerinden yatırım indirimi istisnası hesaplanmaz. Bir başka anlatımla harcamalardan kaynaklanan farklar endekslemeye dahil değildir .

7. YATIRIM İNDİRİMİ HESAPLANMAYAN İKTİSADİ KIYMETLER :

Aşağıda belirtilen iktisadî kıymetler ile ilgili olarak yatırım indirimi hesaplanmaz.

- Bedeli 5 milyar liradan (2004/8295 sayılı B.K.K. ile belirlenen tutar 10.000 YTL. Geçerlilik; 01.01.2005. Yürürlük; 29.12.2004) az olan iktisadi kıymetler (iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler haddin aşılıp aşılmadığının tespitinde bir bütün olarak dikkate alınır.)

- Yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan iktisadî kıymetler (yüzer havuzlar ile oniki yaşından küçük gemiler hariç)
.
- (5228 Sayılı Kanunun 59/3-a maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 31.07.2004) Gayri maddî haklar ile ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedelleri (yatırım indiriminden yararlanan iktisadî kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları hariç).

- Mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları.

- Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadî kıymetler.

- Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar (mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilenler hariç).

- Arazi veya arsalar.

- Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşıtları (işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç).

- Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadî kıymetler.

8 . YATIRIM İNDİRİMİ İSTİSNASINA KONU İKTİSADİ KIYMETLERİN SATILMASI :
Yatırım indirimi istisnasına konu iktisadî kıymetleri aktife alındıkları tarihten itibaren iki yıl içinde elden çıkaran mükellefler, bu iktisadî kıymetlerle ilgili olarak yatırım indirimi istisnası uygulama haklarını kaybederler. Bu durumda daha önce yararlanılan yatırım indirimi istisnası için herhangi bir işlem yapılmaz.

9 . YATIRIM İNDİRİMİNDE MUHASEBE KAYITLARI :

Mükellefler kayıtlarını, hesaplanan ve yararlanılan yatırım indirimi istisnası tutarlarının yıllar itibariyle takibini yapacak şekilde tutarlar.

10 . YETKİ :
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUMUZA GÖRE MENKUL SERMAYE İRATLARI

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUMUZA GÖRE MENKUL SERMAYE İRATLARI


1. GİRİŞ :

Bilindiği üzere menkul sermaye iratları çok karışık bir konudur. Kanun koyucular ustalıkla kaleme almıştır. Bir kısmı stopaja tabi iken bir kısmı stopaja tabi değildir. Bir kısım menkul sermaye iratları vardır ki beyan edilmez bir kısım menkul sermaye iratları vardır ki belirli miktardakiler beyan edilmez belirli miktarın üzerindekiler beyan edilir.
Menkul sermaye iratlarının beyan edilip edilmediği Maliye Bakanlığı tarafından vergi inceleme elemanlarına incelettirilmez. Türkiye’de yüz kırk bin aile menkul sermaye iratlarından elde ettiği para ile el bebek gül bebek geçinir. Beyan etmez var başka

2. MENKUL SERMAYE İRATLARI :

(2361 sayılı Kanunun 52'nci maddesiyle değişen madde) Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.
Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:

1. (5582 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle değişen bent Yürürlük; 06.03.2007) Her nevi hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler dahil.);(1)

2. (3239 saylı Kanunun 57'nci maddesiyle değişen bent) İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.)

(5615 sayılı kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen paragraf Yürürlük; 1/1/2007 tarihinden geçerli olmak üzere 04.04.2007) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde; Türkiye'de yerleşik gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az % 50'sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kazançları dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibarıyla dağıtılan kâr payı sayılır. Türkiye'de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilendirilmiş kısmı bu tutardan indirilir.
Adi komandit şirketlerde komanditerlerin kâr payları, şirket kârının ilişkin bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılır;

3. Kurumların idare Meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları;

4.(4842 sayılı Kanunun 7'nci maddesiyle değişen bent Yürürlük; 24.04.2003) Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmı,(2)

5. (5582 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle değişen bent Yürürlük; 06.03.2007)Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler hariç ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler (Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmaz.);(3)

6. (3239 sayılı Kanunun 57'nci maddesiyle değişen bent) Her nevi alacak faizleri (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla carî hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzelkişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil.)

7. (4761 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen bent Yürürlük; 01.07.2002)Mevduat faizleri (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler, bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun toplanan paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler ile bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen paralara ödenen faizler de mevduat faizi sayılır.);(4)

8. Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponların satışından elde edilen bedeller;

9. İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar;

10. Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri;

11. (3239 sayılı Kanunun 57'nci maddesiyle bent kaldırılmıştır.)

12. (3239 sayılı Kanunun 57'nci maddesiyle değişen bent) Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ile kâr, ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr payları ve özel finans kurumlarınca kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları.

13. (4842 sayılı Kanunun 37/1-e maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır Yürürlük; 24.04.2003)(5)

14. (3946 sayılı Kanunun 16'ncı maddesiyle eklenen bent Yürürlük; 1.1.1994) Bu maddenin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan menkul kıymetleri geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler.

15. (4697 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle eklenen bent Yürürlük; 07.10.2001) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından;

a) On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler,

b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,

c) Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler.
Yukarıda yazılı iratlar, bunları sağlayan sermaye sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunduğu takdirde, ticari kazancın tespitinde nazara alınır.

ADNAN UYAR
VERGİDENETMENİ

26 Haziran 2010 Cumartesi

TAŞIT KİMLİK BİRİMİ SİSTEMİ


TAŞIT KİMLİK BİRİMİ SİSTEMİ

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna(1) göre akaryakıt pompaları (LPG dahil) ödeme kaydedici cihazlara bağlanan istasyonlarda, akaryakıt satın alan motorlu taşıtlara ait plaka bilgisinin ödeme kaydedici cihazlar tarafından otomatik olarak tanınmasını sağlamak üzere; taşıtlara, pompalara ve ödeme kaydedici cihazlara takılacak ünitelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Bilindiği üzere, 59 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel Tebliğinin(2) (1) numaralı bölümünde, akaryakıt pompaları (LPG dahil) ödeme kaydedici cihazlara bağlanan istasyonlarda, taşıt tanıma sistemi kullanılarak da akaryakıt ve LPG satışı yapılabileceği açıklanmıştı.Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, pompaları ödeme kaydedici cihazlara bağlanan ve taşıt tanıma sistemi bulunmayan istasyonlarda, elle plaka bilgisi girilmesinin gecikmelere yol açtığı, ödeme kaydedici cihaza (bilerek veya bilmeyerek) farklı plaka bilgisi girildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle Vergi Usul Kanununun(3) Mükerrer 257 nci maddesinin (6) numaralı bendinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa(4) göre trafik tescil kuruluşlarınca kayıt ve tescil zorunluluğu bulunan motorlu kara taşıtlarına, taşıtın plaka bilgisinin pompalara bağlı ödeme kaydedici cihazlara otomatik olarak kaydedilmesini sağlamak üzere, aşağıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde "Taşıt Kimlik Birimi" takılması ve akaryakıt istasyonlarındaki pompaların ve ödeme kaydedici cihazların da bu birimlerle iletişimi sağlayacak cihazlarla teçhiz edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.1. Taşıt Kimlik Birimi Sistemi"Taşıt Kimlik Birimi ", Karayolları Trafik Kanununa göre trafik tescil kuruluşlarınca kayıt ve tescil zorunluluğu bulunan motorlu kara taşıtlarına monte edilen, taşıta ait plaka numarası vb. bilgileri hafızasında muhafaza eden ve bu bilgileri akaryakıt alımı sırasında pompalara bağlı ödeme kaydedici cihazlara otomatik olarak ileten cihazlardır.Taşıt kimlik birimi ve bu birimle ödeme kaydedici cihazlar arasındaki iletişimi sağlamak üzere pompaların ve ödeme kaydedici cihazların teçhiz edileceği cihazların birlikte çalışmasını sağlayan düzenek ise "Taşıt Kimlik Birimi Sistemi"ni oluşturur.2. ÖzelliklerSistem, akaryakıt alımı sırasında pompa tabancasının taşıtın yakıt deposunun girişine yaklaştırılmasıyla çalışmaya başlayacak ve taşıt kimlik biriminde programlı bilgiler, taşıttaki ve pompadaki cihaz vasıtasıyla doğrudan ve otomatik olarak ödeme kaydedici cihaza aktarılacaktır. Taşıt kimlik birimi sistemi kullanılarak gerçekleştirilen akaryakıt alım işlemlerinin sonunda, pompalara bağlı ödeme kaydedici cihazlardan otomatik olarak çıkacak fişlerin üzerinde taşıt kimlik biriminde programlı bilgiler ile birlikte, otomatik tanımlamayı ifade eden "OT" ibaresi de yer alacaktır.Sistemin unsurlarından olan taşıt kimlik birimleri aşağıdaki özellikleri taşıyacaktır:- Taşıtın plaka bilgisi ile motor ve şasi numaralarını ihtiva edecektir. - Ödeme kaydedici cihazlarla iletişim yapabilecek özellikte olacaktır.- Taşıtın depo girişine kolaylıkla çıkartılamayacak tarzda monte edilecek ve çıkartılmak istendiğinde bir daha kullanılamayacak şekilde tahrip olacaktır.- Üzerine kaydedilen bilgiler silinemeyecek ve yetkili kişiler dışında değiştirilemeyecektir.- Her taşıt kimlik birimi yurt genelinde bütün ödeme kaydedici cihazlarla iletişim sağlayacak özellikte olacaktır.- Taşıt kimlik birimlerinin üzerinde (kolayca çıkartılamayacak veya silinemeyecek tarzda) Bakanlığımızdan onay alan ilgili üretici veya ithalatçı kuruluşu belirten bir ibare bulunacaktır.3. Taşıt Kimlik Birimi İhtiva Edecek Motorlu Kara Taşıtları5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre genel yönetim kapsamında sayılan idareler, köy tüzel kişilikleri ve Türkiye'ye diplomatik statüde gelenlere ait taşıtlar, raylı sistemle çalışanlar ile iş makinesi türünden araçlar hariç, trafik tescil kuruluşlarınca kayıt ve tescil zorunluluğu bulunan aşağıda sayılan motorlu kara taşıtları ve benzerlerine "Taşıt Kimlik Birimi " monte edilmesi zorunludur.1. Otomobil, 2. Motosiklet (motorlu bisiklet ve triportör gibi yük motosikleti dahil), 3. Minibüs ve midibüs,4. Otobüs, 5. Kaptıkaçtı, 6. Arazi taşıtı, 7. Panel van, 8. Motorlu karavan,9. Kamyonet, 10. Kamyon, 11. Çekici,12. Traktör13. Özel amaçlı taşıtlar (İtfaiye, cankurtaran, cenaze araçları vb.)4. Taşıt Kimlik Birimi Sistemlerinin Montajı ve ProgramlanmasıTaşıtlara takılacak taşıt kimlik birimleri ve bu birimlerle iletişimi sağlayacak (pompaların ve ödeme kaydedici cihazların teçhiz edileceği) cihazların üretim, ithalat, montaj, programlama ve servislik hizmetleri, bu konuda Bakanlığımızdan onay alan üretici veya ithalatçı kuruluşlarca yerine getirilecektir.Üretici veya ithalatçı kuruluşlar söz konusu hizmetleri, doğrudan doğruya veya yetkili satış ve bakım-onarım servisleri vasıtasıyla gerçekleştireceklerdir. Taşıtların satılması veya plakalarının değişmesi halinde, "taşıt kimlik biriminde" yapılacak değişiklikler de söz konusu üretici veya ithalatçı kuruluşlarca yerine getirilecektir.Taşıt kimlik birimine plaka bilgisi ile motor ve şasi numaralarının programlanması işlemleri, Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezinden elektronik onay alınmak suretiyle gerçekleştirilecektir. Üretici veya ithalatçı kuruluşların yetkili elemanları, taşıt kimlik birimi takılacak taşıtın plaka bilgisi ile motor ve şasi numaralarını transfer etmek üzere onaylı cihazlar vasıtasıyla Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezi ile elektronik bağlantı kuracaklardır. Söz konusu bilgiler doğrulandıktan sonra Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezince elektronik yolla gönderilen bilgiler otomatik olarak taşıt kimlik birimine kaydedilecektir.Taşıtlarına programlanmış kimlik birimi takılan taşıt sahiplerine, üretici veya ithalatçı kuruluşlarca bir taşıt kimlik belgesi verilecektir. Taşıt kimlik belgesinde diğer bilgilerin yanı sıra üretici veya ithalatçı firmanın unvanı ile montaj ve programlama işlemlerini yapan servis elemanının adı, soyadı ve imzası, montaj tarihi vb. bilgiler yer alacaktır.5. Onay İşlemiTaşıt kimlik birimi sisteminin mükelleflerce kullanılabilmesi için Bakanlığımızca onaylanması gerekmektedir. Üretici veya ithalatçı kuruluşlar, bir dilekçe ile Bakanlığımıza başvurarak sistemlerinin onaylanmasını talep edeceklerdir.Onay için başvuruda bulunacak üretici veya ithalatçı kuruluşlar Bakanlığımız merkez denetim elemanlarının idari incelemesine, kullanılacak sistemler ise (3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde) teknik incelemeye tabi tutulacaktır. Şu kadar ki 3100 sayılı Kanuna göre daha önce Bakanlığımız merkez denetim elemanlarınca incelenmiş olan üretici veya ithalatçı kuruluşlar tekrar idari incelemeye tabi tutulmayacaktır.Onay talebine ilişkin dilekçelerde aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler yer alacaktır.1. Üretici ya da ithalatçı kuruluşun kanuni temsilcilerinin kimliklerini açıklayıcı bilgiler,2. Cihazların marka, model ve teknik özellikleri,3. Elektronik unsurların listesi ve bunların başlıca özellikleri,4. Fonksiyonel ve imalatla ilgili özelliklerinin açıklandığı şema ve planlar,5. Sistemin işleyişine ilişkin standart yazılım programının adı ve buna dair bilgi ve belgeler,6. Sistemde yer alan cihazların bütününün ve muhtelif kısımlarının fotoğrafları,7. Kullanım ve bakım normları,8. Sistemin satışı ve programlanmasına dair organizasyonun özellikleri,9. Bakım ve onarım organizasyonunun özellikleri,10. Yurt içinde yetkili bakım ve onarım yapabilecek merkez ve servislerin listesi.Sistemin onaylanabilmesi için, yukarıda belirtilen dilekçe ile birlikte, sistemi oluşturan taşıt kimlik birimi, pompaya ve ödeme kaydedici cihaza takılacak üniteler ile taşıt kimlik biriminin programlanmasında kullanılacak cihazların da teslimi gerekir.Bakanlığımız, gerekli görmesi durumunda üretici veya ithalatçı kuruluşlar tarafından onayı talep edilen cihaz ve sistemlerle ilgili olarak Türk Standartları Enstitüsü (TSE), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK) gibi kurumlara inceleme yaptırabilecektir.Bakanlığımızdan onay alacak kuruluşların, arızalanan cihazları en çok 48 saat içerisinde çalışır hale getirecek şekilde yurt sathına yayılmış bir servis teşkilatlarının olması ve satışını yaptıkları cihazların en az on yıl yedek parça temini de dahil gerekli bakım ve onarımlarını sağlamaları şarttır.Yaptırılacak incelemeler sonunda gerekli şartları sağladığı tespit edilen kuruluşlara, Bakanlığımızca söz konusu sistemlerin üretim, ithalat, montaj, program, satış ve satış sonrası hizmetlerin verilmesi konularında gerekli onaylar verilecektir.Onayda öngörülen şartlara uymadığı tespit edilen kuruluşların yetkileri iptal edilecektir.6. Uygulamanın BaşlamasıYukarıda özellikleri belirtilen taşıt kimlik birimi sistemi onay işlemlerinin 31/01/2007 tarihine kadar tamamlanması gerekmektedir. Buna göre Bakanlığımızdan onay alan üretici veya ithalatçı kuruluşların listesi 01/01/2007 tarihinden itibaren Gelir İdaresi Başkanlığının www.gib.gov.tr adresli web sitesinde yayımlanacaktır.Onay işlemlerinin tamamlanmasını takiben, ödeme kaydedici cihazlara ve pompalara; sistemlerin montajı, taşıt kimlik birimlerinin programlanması ve taşıtlara montajına dair süreler Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenerek kamuoyuna duyurulacaktır.7. Diğer HususlarYazımızın (2) numaralı bölümünde belirtilen mecburiyet kapsamı dışındakilerle yabancı plakalı taşıtlara yapılan akaryakıt satışları ve varil, bidon vb. kaplarla yapılan akaryakıt satışlarında girilmesi zorunlu bilgiler, bu tür satışlar için tahsis edilen ve ödeme kaydedici cihazda bulunan klavyenin kullanılması suretiyle girilecektir.Mecburiyet kapsamındaki taşıtlara, kimlik birimi takılıncaya kadar yapılacak akaryakıt satışları da klavyeden plaka bilgisi girilmek suretiyle gerçekleştirilecektir.8. CezaYukarıda belirlenip açıklanan usul ve esaslara uymadıkları tespit edilen Bakanlığımızdan onay alan firmalar ve bunların yetkili servisleri ile akaryakıt istasyonu işletmecileri ile öngörülen süreler içerisinde taşıtlarına taşıt kimlik birimi taktırmadığı veya programlattırmadığı tespit edilen taşıt sahiplerine, Vergi Usul Kanununda öngörülen ve durumlarına uyan özel usulsüzlük cezaları kesilecektir.Bu yazı gereğince uygulanacak cezalar, taşıtın motorlu taşıtlar vergisi açısından bağlı olduğu yer vergi dairesi tarafından kesilecek ve kesilen ceza aynı vergi dairesine ödenecektir.

(1) 15 Aralık 1984 tarih ve 18606 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. (2) 20 Nisan 2004 tarih ve 25439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.(3) 10 Ocak 1961 tarih ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. (4) 18 Ekim 1983 tarih ve 18195 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.


ADNAN UYAR
VERGİ DENETMENİ